armutluyokusu.blogcu.com | |||||||
ÖSS'de fizik azaldı coğrafya arttıÖSS sorularının kapsamları değişti. Fizik soruları daha az ama coğrafya soruları arttı. Ayrıca analitik matematik de sorulacak;
TÜRKÇE, MATEMATİK, SOSYAL 1'DE DEĞİŞİKLİK YOK ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkçe testindeki “Türkçe'yi kullanma gücü ile ilgili sorular”ın ve Matematik testindeki “Matematiksel ilişkilerden yararlanma gücüyle ilgili sorular”ın yüzde yüz olan payında değişiklik yapılmadı. Fen-1 testindeki “Fen bilimlerindeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular”ın Fizik sorularının payı yüzde 43'den yüzde 33.3'e indirildi, Kimya sorularının payı yüzde 30'dan yüzde 33.3'e, biyoloji sorularının payı ise yüzde 27'den yüzde 33.3'e çıkarıldı. Edebiyat-Sosyal testindeki Psikoloji soruları Sosyal-2 testine dahil edildi. Edebiyat-Sosyal testinin Türk Edebiyatı-Dil ve Anlatım sorularının oranı yüzde 57'den yüzde 67'ye, Coğrafya sorularının oranı yüzde 27'den yüzde 33'e yükseltildi. Bu testteki Coğrafya soruları Türkçe-Matematik alanında okutulan Coğrafya dersinin konularıyla sınırlı olacak. Matematik-2 testine Analitik Geometri soruları eklendi. Bu soruların test içindeki oranı yüzde 10 oldu. Bu test içindeki Matematik sorularının oranı yüzde 70'den yüzde 60'a indi, Geometri sorularının yüzde 30'luk oranı aynı kaldı. Antalya üniversiteler kenti olacak!Turizm, tarım, ticaret, teknokent ve taşımacılıkta hızla gelişen Antalya’nın gelecek yıllarda "üniversiteler kenti" olabileceği bildirildi. Antalya Defterdarı Hidayet Mat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Antalya’nın, Türkiye’nin yanı sıra dünyada önemli yer edinebilmesi için ekonominin birkaç sektör yerine çok çeşitli sektörlere göre yapılandırılması gerektiğini belirtti. Antalya’nın turizm ve tarım sektörlerinin yanı sıra fuar ve kongre merkezi, üniversite kenti, Doğu Akdeniz’in ticaret ve finans merkezi olması halinde yeni ve önemli bir iktisadi kimlik kazanacağını ifade eden Mat, Antalya’nın üniversiteler kenti olmaya başladığını kaydetti. Üniversitelerin, bulundukları kentlerin gelişimine bilgi ve kültür anlamında önemli katkısı olduğunu söyleyen Mat, şöyle konuştu: "Antalya, coğrafi konumu, iklimi ve kültürel altyapısını geliştiren bir kent olarak Akdeniz Bölgesi’nde üniversiteler için çok elverişli konumdadır. Bu nedenle Defterdarlığımız tarafından ilk olarak geçen yıl Serik ilçesi Kadriye beldesindeki 107 bin 53 metrekare yüz ölçümüne sahip alan, Akdeniz Eğitim Vakfı’na (AKEV), Antalya Üniversitesi kurulmak üzere 49 yıllığına tahsis edildi." Yine geçen yıl, Çıplaklı beldesinde bulunan, mülkiyeti hazineye ait 341 bin 909 metrekarelik arazinin üniversite kurulması amacıyla, ileride kurulacak irtifak hakkına esas teşkil etmek üzere, ön izin ihalesi yapıldığını ifade eden Mat, bu arazinin İbn-i Sina Üniversitesi kurulmak üzere Gaye Eğitim, Sağlık, Spor ve Çevre Vakfı’na tahsis edilmesi için ön izin verildiğini kaydetti. Mat, ön izin süresi içinde gerekli işlemlerin ve imar planının yaptırılması, değiştirilmesi veya uygulama projelerinin tamamlanması halinde, söz konusu vakfa irtifak hakkı tesis edileceğini bildirdi. Mat, Yeşilbayır beldesindeki 87 dönümlük hazine arazisinde üniversite kurulması için ihale çalışmalarının sürdürüldüğünü, gelecek ay taşınmazın ön izin ihalesinin yapılacağını sözlerine ekledi. Bu arada, Atılım Üniversitesinin de Antalya’da fakülte kurmak üzere arazi talebinde bulunduğu öğrenildi. Türkiye'nin turizm cenneti harabe oldu ! Zenginliklerine zenginlik katmak için özel izin alıptalan edilen Bodrum'un geleceği tehlikede...Dünyaca ünlü Bodrum koyları Mavi Yolculuk macerasının başladığı yerler. Bugün o güzelim koylar rant hırsıyla karşı karşıya. Ormanlar yanıyor, özel izinlerle devasa oteller, yazlıklar yapılıyor ve adım adım Türkiye'nin turizm cenneti yok oluyor.. Başlarken Belediye başkanının acı itirafı
Bodrum Yarımadası'ndaki 385 kıyı yapısının sadece 96'sı yasal nitelik taşıyor. Diğerleri kaçak. Şikayet üzerine belediye meclisleri ceza veriyor, yıkım kararı çıkartıyor ama ne ilginçtir ki ihaleye kimse girmiyor. Belediyeler kendisi cezadan kurtulmak için prosedürü yerine getiriyor ama bu yapılara dolaylı olarak göz yumdukları da iddia ediliyor. Yakında nostalji olacak Bodrum Deniz Ticaret Odası Başkanı Gündüz Nalbantoğlu Bodrum'daki yapılaşmaya dikkat çekerek de bu durumu doğruluyor. "Mavi Yolculuk nostalji olma yolunda ilerliyor" diyen Nalbantoğlu, tahsislerin yeniden verilmesi halinde, Turizm Bakanlığı'nı tekrar dava edeceklerini belirtiyor. Kisse Bükü konusunda hassas olduklarını ifade eden Nalbantoğlu, "Ben yaptım oldu mantığına karşıyız" diye de ekliyor. Sabah ![]() Türkiye'nin dünyaca tanınmış tatil cenneti Bodrum'u cehenneme çeviren betonlaşma cenderesi, insanlık mirası koyları ve Türk turizminin alameti farikası "Mavi Yolculuk"u tehdit ediyor. Ege Denizi'nin en bakir koyları ve sırtları, pıtrak gibi fırlayan tesis ve ikinci konutların işgaline uğruyor. Tarihi ve turistik yarımadada yaşayan insanların bile sayısını geçen binaların işgali önlenemez bir hızla artarken, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, yarımadanın imar yetkisine el koyması ve plan yapması da bu işgali durduramıyor. Üstelik bakanlık eliyle yapılan, orman arazilerinin turizm için şirketlere tahsisi bu yağmayı daha da hızlandırıyor. Adeta devlet eliyle bakir koylar ve yarımadanın kıyılarından başlayarak sırtlarına kadar uzanan yeşil alanlar işgal ediliyor. 1980'lerin ortasından başlayan bu furya, daha çok turist, daha çok gelir ve daha güzel Bodrum adına yapılıyor. Ancak Bodrum'a el değmemiş doğal güzelliği için gelen turist ve yöre halkı göz ardı edilerek, planlı ve bilinçli yapılan yatırımlar, Bodrum'u betonun kucağına atıyor. Ancak sadece beton değil Bodrum'u tehdit eden. Çöken altyapı nedeniyle susuzluk, çöp sorunu, kanalizasyon ve arıtma eksikliği, gürültü kirliliği, balık çiftlikleri, ruhsata aykırı binaların yıkılamaması, 'her şey dahil tehdidi' gibi sorunlar kronikleşince, Bodrum da cazibesini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Bodrumlular, kendilerinin de pay sahibi olduğu bu gidişatın yanlış olduğunun farkına varmış görünüyor ve ortak aklı yaratıyor. Ancak Bodrum, tüm Türkiye'nin sahip çıkması gereken bir insanlık mirası. Gelin Bodrum Yarımadası'nda 'mavi bir yolculuğa' çıkalım ve sorunlar ile çözümleri yerinde inceleyelim. "Yokuş başına geldiğinde Bodrum'u göreceksin. Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler" diye sesleniyor Cevat Şakir Kabaağaçlı, nam-ı diğer "Halikarnas Balıkçısı", kentin girişindeki büyük bir tabeladan. Ege'nin cennet koylarına ev sahipliği yapan o kasaba Halikarnas Balıkçısı'nın yaşadığı huzurlu bir sahil beldesi olmaktan çıkalı uzun yıllar oluyor. Ondan geriye kalan son mirasın izleri de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İNSANDAN ÇOK BİNA VAR Türkiye turizminin 'alameti farikası' Bodrum, Bodrum'un 'alameti farikası' da elbette Mavi Yolculuk. Bu efsane, hızla yolun sonuna doğru geliyor. Yarımadanın bakir koyları ve kentin sırtları betona teslim oluyor. 3 bin 500 yıllık tarihe sahip insanlık mirası yarımada, ikinci konutlar, yeni turizm tesisleri, balık çiftlikleri, golf alanları, villalar ve deniz dolgularıyla adeta işgal ediliyor. 1980'lerin ortasından bu yana başlayan ve herkesin 'daha çok turist' ve 'daha çok para' adına başlattığı furya, tarihi ve turistik yarımadayı tıpkı Kuşadası ve Çeşme gibi betonlaşmanın eşiğine getirdi. Bodrum'da artık insandan fazla bina var. Orman yangınlarından çok daha tehlikeli ve sinsi bir düşman, Bodrum'u ve dünya mirası koylarını sessizce katlediyor: O düşmanın adını koyalım: "Rant hırsı"... KATLEDİLMEYİ BEKLİYOR Mavi Yolculuk'un yapıldığı kıyıların yüzde 90'ında beton binalar yükselmiş durumda. Kıyılarında çeşitli tesislerin dolgu ve kaçak iskeleler yaptığı o el değmemiş koylardan geriye kalanlar da katledilmek üzere sıra bekliyor. Halikarnas Balıkçısı'nın, ya da kısaca 'Balıkçı'nın mirasını korumak için oluşturulan 'Mavi Yol Girişimi'nin sözcüsü Filiz Dizdar, Mavi Yolculuk güzergahının başladığı ve bittiği nokta olan Adalıyalı mevkisindeki Kisse Bükü koyunda toplam 2 bin 500 yataklı üç otel tahsisi olduğunu söylüyor. Orman arazilerinin tahsisini yürütmesi Danıştay tarafından durduruldu, Anayasa Mahkemesi de geçen yıl içinde yönetmelik maddesini yüksek kamu yararı gözeterek iptal etmiş ve bir yıl içinde yeni düzenleme yapılmaması halinde kararın kesinleşeceğini belirtmişti. Bu süre dolmadan yeni bir yasa çıkarıldı. 15 Mayıs 2008'de çıkan yasayla, eski tahsis alanların bir ay içinde başvurması halinde, ön tahsis aldıkları kabul edileceği ve sürecin kaldığı yerden devam edeceği açıklandı. Bunun anlamı, Kisse Bükü'nün kaybolmasıydı. Nitekim, bu yıl başından bu yana Kisse Bükü'nde üç kez orman yangını çıktı. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Bodrum Temsilcisi Sevinç Gökbel de, yarımadada durdurulamaz süratte yapılaşma ve betonlaşma tehlikesine dikkat çekiyor ve uyarıyor: "Kıyılar ve kıyı kullanımı ciddi tehlike altında. Mavi Yolculuk öldürdüğümüz bir sektör. Kıyı turizmi, koyların betonlaşması ile ölüyor." VİDEOLARIM/Kısa Film{ Önceki } { Sayfa 1 / 156 } { Sonraki } |
Hakkımda
Ana Sayfa Profil Arşiv Arkadaşlarım Albüm Videolar KategorilerSon Yazılar
Bağlantılarhttp://www.kalemucum.tr.gghttp://www.soymet.blogcu.com http://www.msoyoz.tr.gg http://www.soymet.tr.gg http://www.teleyorum.blogspot.com http://www.balarısı.blogspot.com http://www.soyoz.blogcu.com Arkadaşlarım |
||||||